Paylas.me

Değişimin önündeki iki engel!

Hastalıklar, yaşamımızda yolunda gitmeyen bir şeylerin habercisidir.

Kaygıdan depresyona, migrenden otoimmün hastalıklara uzanan pek çok sağlık sorununun arkasında, çözmekte zorlandığımız sorunlarımız, gerçekleştiremediğimiz hayallerimiz, yaşayamadığımız hayatlarımız vardır.

Sevgisiz bir ailede büyümek, şiddet görmek, istediğimiz eğitimi alamamak, sevmediğimiz işlerde çalışmak, maddi manevi haksızlıklara uğramak, sevdiğimiz birinin gidişi, ölümü, kötü bir ilişkinin içinde boğulmak, boşanmak, işten kovulmak, yaşamı tehdit eden hastalıklar, boş bir yuva, emeklilik veya dünyamızı alt üst eden başka pek çok olay bizi hastalandırabilir.

Ailemizin, toplumun, geleneklerin etkisiyle körü körüne kabul ettiğimiz rollerimiz veya bilinçsizce yapıp bizi biz olmaktan çıkaran birçok seçimimiz de öyle…

Çoğunlukla sağlığı, reçetelerde, ilaçlarda ararız. Oysa nasıl yangın alarmını kapatmak yangını durduramıyorsa, yalnızca hastalık belirtilerini bastırmak da içerideki yangını söndürmez.

İyileşmenin yolu, gerçeğimizi keşfetmemizden, değişerek bilinçli bir yaşam sürdürmemizden geçer.

Kendini bulan ve bilinçli yaşayan insanlar daha az hastalanır; yaşamın kaçınılmaz sorunları ve zorluklarıyla daha kolay başa çıkarlar!

Bilinçli yaşam yolculuğuna koyulmak cesaret ve kararlılık işidir.

Ama bu yolculukta, çoğu insanın karşısına yollarını kesen iki engel çıkar:

• Korku

• Tembellik

Korku, kimseyi üzmemeyi, kızdırmamayı, sandalı devirmemeyi telkin eder; risk almaktan caydırır:

‘’Sen yapamazsın!’’
‘’Dünya korkunç bir yer; gücün yetmez!’’
‘’Tek başına altından kalkamazsın!’’
‘’Bunun için çok erken; fazla gençsin!’’
‘’Eğitimin yetersiz!’’
‘’Kadın başına mı?’’
‘’El âlem ne der?’’
‘’Ya işini kaybedersen?’’
‘’Başaramazsan rezil olursun!’’
‘’Yalnız yaşlanıp ölmek kolay mı sanıyorsun?’’
‘’Bu yaştan sonra mı? Çok geç kaldın!’’
‘’Annenin/babanın kalbi buna dayanmaz!’’
‘’Beş parasız sürünürsün!’’

Yol kesen ikinci engel tembelliktir.

Tembellik bizi çaba sarf etmekten, değişmekten vaz geçirmeye çalışır; erteletir, durdurur:

“Bak çok yorgunsun. Enerjin yok.”
‘’O kitabı yarın okursun; şimdi dizi izle!’’
‘’Bugün dinlen, başka gün yaparsın!’’
‘’Aman; kim uğraşacak sporla!’’
‘’O eğitime gitmek için erken kalkmak zorunda kalacaksın! Boş ver; yat uyu!’’
‘’Alışkanlıklarını, yaşamını değiştirmek zahmetli konular; iç antidepresanları ve unut!’’
‘’Herkesin eşi böyle; rahat mı batıyor sana; otur oturduğun yerde!’’
‘’Hukuk okumak istiyorsun ama sınava girmek için hazırlanman gerekecek; çok uzun iş!’’
‘’Dünyayı sen mi kurtaracaksın! Böyle gelmiş böyle gider!’’

Değişmemizi engelleyen her sesin arkasında bir mesaj vardır.

Davranışlarımızı yönlendiren seslerin farkına varmamız, mesajlarına yargılamadan kulak vermemiz çok önemlidir.
Onları anladıkça değişmeye, kendi gücümüzü bulmaya başlarız!

Siz de bu seslerle arkadaş olun!

Ne tür mesajlar vermeye çalıştıklarını öğrenin.

Ve bu sesleri bastırmaya çalışmayın, temsil ettikleri sınırların ötesine geçmenize yardımcı olacak yöntemler benimseyin.

Mücadele edin; çaba sarf edin, emek verin, değişin!
Sonunda yalnızca sağlığınız değil; yaşamınız da iyileşecektir!

Doç. Dr. Şafak Nakajima

close
Send this to a friend